Das Inhaltliche Der Aufruf Die Details Die Termine Die ErstunterzeichnerInnen Das Material Der Kontakt

 

çeviri

 

Küresel Göç Hakki Için

Irkçiliga, Sosyal Ayrimciliga ve Gözetleyen Devlete Karsi - Sinirsiz Dayanisma için!

 

Avrupa’da bir hayalet kol geziyor; göç adinda bir adalet. Çagrilmis, kaçmis veya sadece öylesine gelmis göçmenler yillardir burada yasiyor. 1993’te Anayasa degistirildi güvenli üçüncü ülkeler uygulamasi yürürlüge konuldu. ‘Güvenli bir üçüncü ülke’den Federal Almanya’ya gelen siginmacilar, siginma basvurusunu geldikleri bu ülkelerde yapmak zorunda. Diger ülkeler ise ‘takibatin olmadigi ülkeler’ listesine dahil edildi. Böylece Alman fasizminden çikarilan temel derslerden biri olan siginma hakki ortadan kaldirildi. Anayasa degisikligi ve siginmacilara daha düsük sosyal yardim verilmesini öngören yasal düzenlemeler, siyaset ve medya dünyasinda uzun süre sözde ‘siginmaci akinina’ karsi sahnelenen bir kampanyanin sonucu olarak ortaya çikarildi. Bu kampanyanin devaminda siginmacilari ve uzun süredir Almanya’da yasayan göçmenleri hedef alan bir saldiri ortami yasandi.

 

Temel haklar ve insan haklarindaki bu kisitlamalara ve insan hayatina kasteden saldirilara karsi, aralarinda siginmacilarin, radikal solcularin, liberallerin, Yesiller’in, kilise ve sendika temsilcilerinin, insan haklari savunucularinin ve göçmen örgütleri temsilcileriyle örgütsüz bireylerin oldugu yüzbinlerce insan çesitli protesto gösterilerine katildi. SPD ve Yesiller, CDU ile ayni oranda bu degisikliklerin siyasi sorumlulugunu tasiyor. Bu gelismelere karsi birlikte direnmenin zamani geldi de geçiyor.

Avrupa kapilarini kapatiyor

Temel hak olan siginma hakkinin Almanya’da pratikte ortadan kaldirilmasiyla, bugünkü AB sinir rejiminin temeli de atildi. AB, 90’li yillarin basinda ‘demir perde’nin çökmesine tepki olarak bu kati kapanma politikasini gelistirdi. Federal Almanya bu politikanin gelistirilip hayata geçirilmesinde basrol oynadi. Dogu Avrupa ülkelerine sinir teskil eden Oder ve Neisse nehirlerinde bogulan siginmacilarin yerini cesetleri Akdeniz sahillerine vuran veya Ispanya sinirlarindaki Ceuta ve Mellila’da kursunlanarak öldürülen siginmacilar aldi. Buna ragmen Almanya’ya gelmeyi basaran siginmacilar, her türlü haktan yoksun birakilarak (örnegin kamplarda birarada tutularak, kayitli olduklari bölgelerden ayrilma veya çalisma verilmeyerek), çogunlukla sinirdisi ediliyor.

Buna paralel olarak küresel kapitalizm ulastigi her yerde, ardinda büyük bir talanin izlerini birakiyor: Dünyanin dört bir kösesinde insanlarin yasam temelleri imha ediliyor ve giderek daha fazla insan açligin ve yoksullugun kucaklarina itiliyor. Bu gelismenin yol açtigi ekolojik bela da, en basta güney yarimküredeki insanlarin basina sariliyor. Kuraklik ve sel gibi felaketler, sinirli dogal kaynaklar ugruna kiskirtilan savaslar gibi insanlarin yerinden-yurdundan ediyor.

 

Küresel göç hakki için – Kamplar ve sinirdisi hapsaneleri kapatilsin!

Göçmenler; haktan yoksun, sömürüye ve sosyal ayrimciliga maruz birakiliyor

AB, insanlarin ölmesine yol açan bir kale haline gelmis olmasina ve birçok siginmaci AB sinirlarini asamamasina ragmen her yil yüzbinlerce siginmaci Avrupa’ya gelmeyi basariyor. Göçmenler, kapitalist merkezlerin ve metropollerinin ekonomilerinde vazgeçilmez bir yere sahip. Özellikle yogun isgücüne ihtiyaç duyulan insaat ve tarim gibi iskollarinda, veya düsük ücretli (hasta ve çocuk bakimi, fuhus gibi) hizmet sektöründe çalistiriliyorlar. Ayni zamanda kagitsizlarin günlük yasamina yasal ayrimcilik ve dislama damgasini vuruyor: Temel tibbi hizmetlerden yararlanamiyorlar; oturum izinleri yok; is kazalarina karsi korunmasiz ve çocuklarinin egitim hakkinin olmadigi bir yasama mahkumlar. Her an polis kontrolüne yakalanma, hapse atilma ve sinirdisi edilme tehlikesiyle sürdürdükleri bir yasama.

Göç; sadece yasam alanlarinin ihmasindan, iskenceden ve kiyimlardan kaçis degil, ayni zamanda küresel egemenlik iliskilerine karsi bir baskaldirma, daha güvenli ve iyi bir yasam arayisina çikma anlamina da geliyor. Kagitsiz göçmenler kapatilan kapilari ve çizilen sinirlari asiyorla ve böylece hakim düzeni sorgulama olanagi elde ediyorlar. Mücadeleleri de, kendileri gibi gözlerden irak olsa bile, hergün sürüyor. Sinirdisi edilmeye, kamplarda toplu tutulmaya, kayitli olduklari bölgelerde mecburi iskana, para yerine yiyecek-giyecek yardimi yapilmasina ve resmi makamlarda ugradiklari irkçi ve keyfi muamelelere karsi günlük mücadele veriyorlar.

 

Herkese esit hak!

Irkçi yasalar kaldirilsin!

Küresel göç hakki için – Kamplar ve sinirdisi hapishaneleri kapatilsin!

Devletin gözetleme olanaklari genisletiliyor

Özellikle 11 Eylül 2001’den bu yana temel haklar ve vatandas haklari giderek kisitlaniyor. Basrolü ‘enternasyonal terörizme’ veya ‘göçmen akinina’ verilmis çesitli senaryolar yazilarak, devletin denetleme ve gözetleme yöntemlerini genisletmenin zemini yaratiliyor. Avrupa’nin dis sinirlari giderek daha fazla kapatilirken, içeride güvenlik politikasi yeniden yapilandiriliyor.

 

Özellikle müslüman inançlilara karsi gelistirilen irkçilik, bir yanda Afganistan’dan Afrika Burnu’na kadar dört bir yerde gerçeklestirilen askeri müdahalelere dayanak yapiliyor; diger yanda içeride otoriter güvenlik aygitinin hayat bulmasi için gerekçe olarak kullaniliyor. Kisiye özel bilgilerin kaydedilmesi, dijital parmak izleri içeren pasaportlar, otomatik olarak yüz hatlarini ayirt edebilen güvenlik sistemleri, gözetleyici devletin nitelik olarak ilerledigini gösteren örneklerden sadece bazilari.

Denetleme teknikleri gelistiriliyor. Insanlar ruhu duymadan, giderek daha da gelisen yöntem ve tekniklerle gözetleniyor ve denetleniyor.

 

Neredeyse askerilestirilmis AB sinir aygitinda gelistirilmis teknolojiler bu yolla içeride vatandaslik haklarinin altinin oyulmasinda da uygulamaya sokuluyor. Bilgi toplama için gelistirilen tekniklerin birçogu, önce göçmenlerde deneniyor ve ardindan bütün topluma yayiliyor.

 

Gözetlemeye hayir; bagimsiz ve denetlenmeyen bir hayata evet!

Yürüyüs

Bu nedenlerden ötürü temel hak olan siginma hakkinin ortadan kaldirilisinin 15. yildönümünde taleplerimizi haykirmak için sokaga çikiyoruz. Avrupa adi verilen kalenin tam ortasinda yasiyoruz ve artik günümüzde siginma hakkinin Almanya’da yeniden taninmasi talebi yetersiz kaliyor. Her insanin takibattan ve yoksulluktan kaçma hakki olmali. Her insanin istedigi yerde ve istedigi sekilde, bütün haklariyla yasama olanagi olmali.

 

Küresel Göç Hakki Için – for freedom of movement and de*fencing the nations

5 Temmuz 2008, Cumartesi günü, Saat 14.00’te, Schlossplatz’da

(U/S-Bahn Alexanderplatz, Berlin Mitte)